DEĞERLEME MESLEĞİNİN NACE KODU PROBLEMİ

                DEĞERLEME MESLEĞİNİN NACE KODU PROBLEMİ

Mesleğimizin diğer kariyer meslekler (Doktorluk, avukatlık vb) kabul görmesi ve yasal mevzuat altyapısının uyumlu ve normlarının oturmuş olması yolunda şu ana kadar alınan mesafeye saygı duymakla birlikte, almamız gereken uzun bir yol olduğunun da farkında olmak gerektiği kanaatindeyim.

                                NACE KODU

Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması (NACE); Avrupa‘da ekonomik faaliyetlerle ilgili istatistiklerin üretilmesi ve yayılması amacına yönelik bir başvuru kaynağıdır. NACE kodlamasında faaliyet konularına göre işyerlerine/işletmelere altı haneli bir kod verilmektedir. Ülkemizde birçok alanda yürütülen Avrupa Birliğine uyum çalışmaları kapsamında, NACE kodu uygulaması da kullanılmaya başlanmıştır.

Tüm Ekonomik Faaliyetlerin Uluslararası Standart Sanayi Sınıflaması (ISIC) ile ilişkisinden dolayı NACE, ekonomik faaliyetlere ilişkin istatistiki verileri dünya düzeyinde karşılaştırma açısından çok önemli bir araçtır.

Mevzuat açısından dayanağı ve uygulayıcısı olarak , 19.1.2005 tarihli ve 25705 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunan Odalarda/Ticaret Borsalarında Mesleklerin Gruplandırılması hakkındaki yönetmeliklerin 03.06.2012 tarihli ve 29312 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış değişik geçici 3üncü maddeleri uyarınca, bağlı oda ve borsa üyelerinin faaliyet kodlarının ve buna bağlı olarak meslek gruplarının belirlenmesi görevi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) verilmiştir.

TOBB tarafından yayınlanan NACE kodları, her işyeri için esas faaliyet konusunu belirlemek açısından son derece önemlidir. Kamudaki pek çok iş ve işlemde (Vergi, SGK, muhtelif istatistikler, hibe ve destekler vb.) atıfta bulunulmakta ve referans noktası olarak kullanılmaktadır.

NACE (Faaliyet) kodu, her iş yeri için 6 haneli olarak tanımlanmıştır. Sektörler bazında ilk iki hane ana sektörü tanımlarken devamında alt sektör kırılımları gösterilmektedir.

Bu açıdan Gayrimenkul işinde, 2016 yılında geçerli olan tabloda(mail ekinde var) Gayrimenkul ile ilgili faaliyetler için 68 ana sektörü tanımlanmış, alt kırılımlarında ise;

 683101 Kodu Gayrimenkul Acentelerinin Faaliyetleri (Gayrimenkulün Ücret Veya Sözleşme Temeline Dayalı Olarak Satın Alınması, Satılması ve Kiralanmasında Aracılık, vb.) ,

Yani, bildiğimiz, tanıdığımız, emlakçılık ya da emlak komisyonculuğu faaliyeti,

683102 Kodu Bir Ücret Veya Sözleşmeye Dayalı Olarak Yapılan Gayrimenkul Danışmanlık ve Ekspertiz Faaliyetleri,

Yani Gayrimenkul Danışmanlığı ile Ekspertiz faaliyetleri,

NACE (faaliyet) kodları tanımlanmıştır.

Sektörün ülkemizdeki geçmişi açısından, ağırlıklı olarak emlakçılık mesleğiyle yan yana olması, ilk değerleme işlerinin bu sektördeki meslek erbabı tarafından yerine getirilmesi, kendimizi ifade edemeyip farkındalık oluşturamamamız gibi sebepler, Gayrimenkul Danışmanlığı, Emlak satış aracılığı ve Gayrimenkul Değerleme işlerinin muhtemelen birbiriyle aynı/yakın görme hatasına sebebiyet vermiş olmalıdır.

Tabloda, 662101 Kodu-Risk ve Hasar Değerlemesi faaliyetleri (Sigorta Eksperliği dahil) şeklinde ayrı bir faaliyet kodu olarak tanımlı olmakla birlikte, her hangi bir şekilde Gayrimenkul Değerleme ve Değerleme Uzmanlığı kod olarak tanımlı değildir.

Oysa, 691001 kodu  ile Bilirkişi Faaliyetleri (Hukuki Konularda),

702202 kodu ile İşletme ve Diğer İdari Danışmanlık Faaliyetleri (Bir Organizasyonun Stratejik, Mali, Pazarlama, Üretim, İş Süreçleri, Proje vb. Yönetim Hizmetleri İle Ticari Marka ve İmtiyaz Konularında Danışmanlık),

702203 kodu ile İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı Faaliyetleri,

711210 kodu ile Mühendislik Danışmanlık Hizmetleri (Bir Projeyle Bağlantılı Olarak Yapılanlar Hariç),

Gibi faaliyetler bile bahse konu tabloda tanımlanmıştır.

Bu çerçevede, Gayrimenkul Değerleme Uzmanlığı mesleğinin, 70 veya 71 ana sektör kodu ile başlayan bir yerde tanımlanmasının isabetli olacağı değerlendirilmektedir.

Çeşitli devlet desteklerinin uygulanmasında, emlakçılıkla aynı kapsamda değerlendirilmek, başta KOSGEB ve İŞKUR olmak üzere bizlerin kapsam dışı tutulmamıza yol açmaktadır.

Sektörümüzü temsil eden her türlü organizasyonun bu problemin çözümüne Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmasının zamanı çoktan geçmiştir.

HASAN KURTULAN

FAİZ ORANINA ENDEKSLİ KONUT

Merhaba,

Çiçeği burnunda derneğimizin çiçeği burnunda web sitesi için ilk makaleyi yazıyor olmanın heycanı içindeyim. Bu makalede, sektörümüzün lokomotifi konut değerlemelerine ve değerleme konusu konut sektörüne bakış atmak istiyorum.

2002 yılında yaklaşık 36 milyon m2 inşaat ruhsatı toplam alanı 2017 yılında 280 milyona yükselmiş. Korkutucu bir yükseliş değil mi. Birçok insana iş alanı sağlayan, değerleme raporu sayısını arşa yükselten bir tablo. Peki 2018 de vaziyet ne? İlk üç çeyrek 106 milyon m2. son çeyrekte durgunluğun zirve yaptığını da göz önüne alırsak toplama ciddi etki yapmayacağını düşünebiliriz. Gerçek bir dip yapış gibi görünüyor. Hal böyle olunca çoğu gün ofislerine gitmeyen değerleme uzmanları gözlerini farklı alanlara çevirmeye başlıyorlar. Önceki yıllardaki konut üretimi ve satışındaki aşırı şişkinliğin sektörü de cazip hale getirmiş olması ve sektöre çok sayıda giriş olmuş iken, ani duraklamanın hem sektörde sıkışmaya, dolayısıyla kalite sorunlarına da yol açmaya başladığını varsaymak çok da yanıltıcı olmaz sanırım.

Peki, bu kadar konutu kim neden yaptı, kimlere sattı? Makro açıdan bakarsak, konut talebinin kaynaklarını;

Nüfus artışı,

Konut yenileme ihtiyaçları,

Değişen konut anlayışı şeklinde sıralayabiliriz.

Bu saydığımız kaynaklar, bu kadar konut üretim ve satışını elbette karşılayamaz. Bir kere talep olsa bile satışlar finasman gerektirir ilk başta. Yani, yeni ev parayla alınır. (talep sahibinin kaynakları ve kredi olarak düşünebiliriz kısaca).

Köyde yaşayan nüfus oranının yüzde kırklardan yüzde sekizlere düşmüş olması (Bu oranda büyükşehir yasası da etkili vardır) konut talebinin ana kaynağını oluşturmaktadır. Kırsaldan kente akımın durma noktasına geldiğini söylemek çok da zor değil bu aşamada. Bu da şuna işaret eder; artık konut talebinde hızlı artış beklemek aşırı iyimserlik olur. Bu durmda, inşaat sektörü tekrar hızlanmayacak mı sorusu akla gelebilir. Kişisel düşüncem, eski konutların yerine yenisinin yapılması veya yeniden düzenlenmesi önümüzdeki zamanlarda yeni yapıların yapılmasının yerini alacağı yönündedir.

Gelelim finansmana:

2000 li yıllarda Türk Bankacılık sektörüne dünyadan yoğun ilgi yönelmesi ile ülkemize hızlı bir sermaye girişi oldu. Aynı zamanda bireysel emeklilik sisteminde biriken fonların kamunun iç borç ihityacına büyük oranda çare olması ile fonlar yönelecek alanlar aradılar ve konut kredileri ilaç gibi geldi Bankacılık sektörüne. Adeta yarışır gibi konut kredileri verilmeye başlandı. Zaten marjinal tüketim eğilimi yüksek olan toplum bu fonları kana kana içti. Bu ortam da aynı zamanda değerleme sektörünü geliştirdi. Şimdi, artık Türk Bankalarına talep azaldı, hatta yabancı sermayenin sahip olduğu bazı bankaları, diğer yabancılara satmaya çalıştığını görmekteyiz. Avrupalı yatırımcıların birkaçı da Türkiye’deki bankalarını körfez sermayelerine sattılar. Yani özetle; para artık ucuz değil. Yani, ortalama 1,5 ay vadeli mevduatla toplanan fonlar 10-15-20 yıllık konut kredilerine dönemeyecek.

Hal böyle olunca, değerleme sektörü de daralmayı acı şekilde yaşayacak. Belki de, konut kredileri faiz oranlarına aşırı şekilde bağımlı olmanın zararları görülecek. İşte tam da burada, sektörün kendini yenilemesi, açılımlar yapması artık kaçınılmaz.

Eksder bu yolda atılmış en önemli adımlardan biridir. Değerlemenin gerçek anlamının topluma ve sektörün paydaşlarına anlatılmasında çok önemli katkılar yapabileceğini düşünüyorum.

Haydi, hep birlikte.

Adnan Koluş

533.5224568

adnkolus@gmail.com